Taksit, en kolay söylenen ama en zor hesaplanan finansal karardır. Kasada "12 taksit yapalım mı?" sorusunu duyduğunuzda beyniniz fiyatı 12'ye böler ve ürün bir anda ucuzmuş gibi görünür. Oysa ödediğiniz toplam tutar çoğu zaman peşin fiyatın üzerindedir. Taksit her zaman kötü değildir; kötü olan, maliyetini bilmeden imza atmaktır. Aşağıda taksitli alışverişin gerçek maliyetini nasıl hesaplayacağınızı, hangi durumda mantıklı olduğunu ve hangi durumda bütçenizi sessizce yediğini adım adım göreceksiniz.
Taksitli alışverişte iki şey satın alırsınız: ürün ve zaman. Zamanın da bir fiyatı var. Bu fiyat bazen faiz olarak açıkça yazılır, bazen ürünün etiket fiyatına gizlenir.
İlk soru şu olmalı: "Bu ürünün peşin, nakit, tek çekim fiyatı kaç?" Bu cevabı almadan taksit maliyeti hesaplanamaz.
Taksit kaç faiz oranı sorusunun cevabı ekranda yazan tutarda değil, iki basit işlemde saklıdır.
Dördüncü adım önemlidir. Çünkü borcun tamamını 12 ay boyunca kullanmıyorsunuz; her ay bir kısmını geri ödüyorsunuz. Bu yüzden gerçek aylık faiz, kabaca hesapladığınızdan yüksek çıkar.
Örnek: peşin fiyat 12.000 TL. Kampanya 12 × 1.150 TL.
| Kalem | Tutar |
|---|---|
| Toplam ödeme | 13.800 TL |
| Vade farkı | 1.800 TL |
| Toplam ek maliyet | %15 |
| Yaklaşık aylık faiz | %2,3 |
| Yıllık karşılığı (kabaca) | %28 civarı |
Yani "faizsiz" denilen kampanya, yılda yaklaşık %28'lik bir borçlanma olabilir. Bu oranı bilmek, kararı duygusal olmaktan çıkarır.
Taksidi kategorik olarak reddetmek gerekmez. Ölçüt, ürünün türü ve sizin nakit durumunuz.
Makul sayılabilecek durumlar:
Tuzak olan durumlar:
Kritik eşik şu: tüm taksit ve kredi ödemelerinizin toplamı net gelirinizin %25-30'unu geçiyorsa, sistem sizin aleyhinize çalışmaya başlar. Aylık bütçe tablosu tutmak bu oranı görünür kılar; kredi kartı borcundan çıkma yolları da tam bu noktada devreye girer.